«

»

Oca 20 2017

Lovecraft Antolojisi

lovecraftLovecraft Antolojisi (Lovecraft Anthology)
Çizgi Roman Albümü – 2 cilt – Toplam 230 sayfa


M
erhaba Sevgili Okur,

Bu kez sizlerle, Sevgili Dostum Nadir Kadıoğlu ile birlikte hazırladığımız; gotik edebiyatın bir başka büyük ustasının, Howard Phillips Lovecraft‘ın eserlerinden bir demeti paylaşıyorum  (diğer usta Edgar Allan Poe‘nun bir albümünü daha önce paylaşmıştım). Eminim ki, bu antoloji, Lovecraft’la henüz tanışmamış olanlar için bir fırsat; tanışmış olanlar içinse görsel ve edebi bir şölen olacaktır.

lovecraftlovecraftlovecraftlovecraftlovecraftlovecraft


YAZI LİNKLERİ (tıklayınız)
aaa

lovecraftlovecraftlovecraft
(Bu makaleleri saklamak isterseniz, toplu şekilde yazı sonundaki ‘Linkler’ bölümünden indirebilirsiniz.)

 

TEKNİK ÇALIŞMA NOTLARI

Kitaplarımızın orijinalleri, online okuma için tasarlanmış kopyalardan oluşuyordu, ancak teknik olarak mükemmel sayılmazlardı; sayfalarda yer yer bozulmalar ve renk problemleri mevcuttu.
İşte bu yüzden, üzerinde çalışmaya başlamadan önce toplam 230 sayfa tek tek elden geçirilip restore edildi, renk kontrastları ve doygunlukları kontrol edilerek düzeltildi, kimi sayfaların grafiklerinde iyileştirme çalışmaları yapıldı.
Sayın Kadıoğlu’nun 1920’lerin gotik edebiyatının eski dilinden Türkçe’ye çevirdiği metinler orijinallerine göre (vuruş sayısı olarak) daha uzundu. Bu durumda, Türkçe metinleri İngilizcelerinin yerine yerleştirebilmek ve sığdırabilmek adına kitaptaki durum ve konuşma balonlarının yaklaşık % 60’ı büyütüldü veya yeniden balonlar oluşturuldu.

*               *               *

Sizi daha fazla teknik ayrıntıya boğmadan; Şimdi de Sayın Nadir Kadıoğlu‘nun Lovecraft‘ın dili ve antolojiyle ilgili genel izlenimlerini aktardığı sunuş yazısını okuyalım dilerseniz:

 

LOVECRAFT’IN DİLİ, İZLENİMLER VE TEŞEKKÜR

35 yıl önce askerlik yaparken aynı büroda çalıştığımız Amerikalı subayların hepsinin masasında birer İngilizceden İngilizceye sözlük ve sözlüklerin yanında onların olmazsa olmaz ekürisi “Roget’s Thesaurus” (çok ünlü bir eş anlamlılar sözlüğü) mutlaka olurdu ve yazışmalarında hiç üşenmeden her zaman bunlara başvururlardı. Her biri ünlü bir askeri akademiden mezun olmuş olan bu yaşlı başlı adamlar kendi dillerini iyi öğrenememişler mi acaba, diye saçma bir soru hep aklıma takılırdı! (hani filmlerde lise mezunu olup da İngilizce yazamayan Amerikalı gençlerden hep bahsedilir ya). Tabii ki öyle değildi. Aslında o subaylar saygı duydukları ve önem verdikleri kendi dillerini en iyi şekilde kullanmak için çaba sarfediyorlardı. Belki kendilerince dillerini zenginleştirmeye çalışıyorlardı, belki de mesleklerinin şartları bunu gerektiriyordu. O yıllarda Amerikan ve İngiliz dergilerini karıştırırken, neden bazı dergileri çok akıcı bir biçimde okuyabiliyorken, bazılarında zorlandığımı merak ediyordum. Zorlandığım dergilerde, şu dikkatimi çekiyordu, edebi kaygılarla birçok sıradan kelimenin yerine en kıyıda köşede kalmış, en tumturaklı, en fiyakalı eş anlamlarını bulup onu kullanmışlardı (Cem Yılmaz’ın deyimiyle Buckingham sarayında bile artık kullanılmayan kelimeler!) İngilizce dilinde boşuna 1 milyon kelime birikmemiş. Ne kadar uzun süredir o dille haşır neşir olsanız da sözlüğe bakmadan anlamadığınız (veya yanlış anladığınız, bildiğinizi sandığınız ama bilmediğiniz) kelimeler oluyordu. Bazen muzırlık ediyor, en çetrefillilerinden bazılarını o ecnebi mesai arkadaşlarımıza soruyorduk! İnanın bazılarında onlar da zorlandıklarını, hatta o sözcük ve deyimleri hiç duymadıklarını itiraf ediyorlardı. Tıpkı bizlerin çok eski yıllarda yazılmış Türkçe bir kitabı okurken zorlandığımız gibi. Hatırlayın, lise edebiyat derslerinde artık kullanılmayan eskimiş kelimelerle nasıl boğuştuğumuzu (“Recaizade Mahmut Ekrem”in Araba Sevdası‘nı bir nesil sözlüksüz okuyamaz). Bu paragrafı hem bir girizgah olsun diye, hem de örnek alıp biz de güzel Türkçemizi zenginleştirme ve doğru kullanma yolunda benzer çabalara girer miyiz diye yazdım (Ne yazık ki ülkemizde gençler ortalama 200-300 kelimeyle konuşuyormuş, oysa Türkçe’de 100.000 kelime var). Ortaokul-lise yıllarına geri dönmek mümkün olsaydı Türkçe derslerine dört elle sarılır hiç bırakmazdım (Fen ağırlıklı olan okulumuzda en az önem verdiğimiz dersler arasındaydı Türkçe! -diğerleri beden, edebiyat, resim-iş!)

lovecraftİşte ben Lovecraft‘ın eserleriyle ilk karşılaştığımda da böyle hissettim, yani bir tür “Araba Sevdası” okuyormuş gibi oldum! Gürdal dostum bu proje teklifini bana sunduğunda kitaba şöyle bir göz atıp hemen ilk iki hikayenin çevirisine başladım ve bana çok ağır geldi. Az daha bu çeviri projesini yarım bırakıp iade edecektim. Ama ikinci öyküden sonra Lovecraft’ın kendine has diline ısınmaya başladım. İtiraf edeyim Lovecraft hiç tanımadığım bir yazardı (bu da benim ayıbım, oldukça ünlüymüş meğer), haliyle de hiçbir eserini okumamıştım. Ama durun, hemen, “Aşina olmadığın bir konuda neden çeviri yaptın o zaman?” demeyin. Önce dersime iyice çalıştım. İşe girişmeden evvel Lovecraft’ın külliyatındaki orijinal düzyazı hikayelerinin çoğunu okudum. Tarzını anlamaya çalıştım. Hakkında yazılmış makaleleri okudum. Daha önce yapılmış birkaç çizgi uyarlamasına baktım. Sonunda anladım ki, aslında ben Lovecraft’ı yakından tanıyormuşum. Zira ondan fazlasıyla etkilenmiş olan yönetmenlerden Ridley Scott, Guillermo del Toro, John Carpenter gibi onlarcasının filmlerini izlerken aslında bilmeden hep Lovecraft’ı izlemişim, veya Stephen King, Alan Moore okurken (veya onlardan uyarlanan filmleri izlerken) biraz da Lovecraft okumuşum, seyretmişim (Ondan az veya çok etkilenmeyen bilim kurgu yönetmeni ve yazarı yok gibi, “Alien”in set/makyaj tasarımcısı Hans Rudolf Giger bile ondan etkilenenler arasında).

Sonra bu antolojideki grafik uyarlamalarının çevirisine bir daha baştan başladım. Hiç bu kadar çok sözlüğe başvurduğumu hatırlamıyorum. Anlamını bildiğimi sandığım bir kelimeyi veya kelime öbeğini Lovecraft bambaşka bir anlamda kullanmış, hiç yakası açılmadık eski kelimeleri seçmiş, tuhaf sıfatlar, tanımlamalar kullanmış, alışılmadık farklı cümle yapıları kurmuş. Başta sanki Şekspir çeviriyormuşum gibi geldi bana. Lovecraft yirminci yüzyılın başlarında yaşamış ve yazılarında haliyle o yılların dili hakim. Hikayelerinde konuşturduğu yöresel insanların tuhaf aksanlarının da işin içine eklenmiş olduğunu görünce, bu meydan okuma benim için daha da çetinleşti (Bazı hikayelerdeki yöresel dili, sarhoşun peltek konuşmasını, gemici argosunu vs Türkçeye çevrilirken haliyle normal konuşma diline dönüştürdüm, yoksa tuhaf kaçacaktı. New England köylüsünü, Anadolu köylüsü gibi konuşturmak, hiç de uygun olmazdı). Bir de bu eserin grafik uyarlamacıları, Lovecraft’ın özel diline saygıdan olsa gerek, dili hiç kendi kelimelerine dökmeden-çevirmeden, yorumlamadan onun düzyazı hikâyelerinden aldıkları sözcükleri kesip kısaltarak grafik roman balonlarının içine yapıştırmışlar. Gürdal dostumun da teşhis koyduğu gibi: “Eser genel olarak bir çizgi romandan çok resimle bezenmiş düz yazı roman olmuş”. Durun, hemen “Bizim okuduğumuz Lovecraft uyarlamaları hiç de böyle değil, aksine çok kolay anlaşılıyor” demeyin. Buradaki antolojide bu böyle (çeviriyi zorlaştıran etmen esas olarak bu zaten). Yoksa nette rastladığım bazı Lovecraft uyarlamalarında uyarlamacılar tamamen kendi cümlelerini, standart ‘comics’ jargonunu kullanmışlar, hattâ bir tanesinde hemen hemen hiç balon yoktu (sözsüz uyarlama). Bu antolojinin netteki diğer Lovecraft grafik uyarlamalarından farkı, bence, Lovecraft’a en sadık uyarlamaları içermesi. Fırsat bulursanız Lovecraft’ın orijinal hikayelerini de okuyun, sadakati siz de göreceksiniz. Nettekilerin birçoğu son derece serbest uyarlamalar, üzerlerinde yazmasa bazılarının Lovecraft uyarlaması olduklarına inanmak bile çok güç.

lovecraft1920’lerin gündelik dili bir yana, Lovecraft’ın kendine özgü apayrı bir dili ve terminolojisi de var. Sıklıkla Eski ve Orta İngilizce’den kalma kelime ve deyimleri kullanıyor. Hakkında yazılmış makalelerde, onun kullandığı dilin “Kuzey’in eski Gotik dili” olduğu yazıyor. 18. yüzyılda Kuzey Avrupa’nın Protestan ülkelerinden kaynaklanan “Gotik Edebiyatının eski dili”nin kökenleri eski ve Orta İngilizceye dayanıyormuş. Onların kökleri de Saksonca, Kelt dili (İskoçça, İrlandaca, Bretonca), Vikinglerin dili olan Eski Nors dilinin de dahil olduğu Kuzey Cermen dillerine dayanıyormuş. Lovecraft’ın ailesi de Nordik kökenli Püritan göçmenlermiş ve yazar ömrü boyunca çevresindeki değişime sürekli direnmiş (Biraz da, haydi ırkçı demeyim ama, ırklara fazla önem veriyor gibi geldi bana!). Hikayelerinde kendi uydurduğu bazı kitaplar bile var (örneğin “Necronomicon” adlı bir kitabı kütüphanelerde aramaya kalkmayın! Öyle bir kitap yok, ama sahiden varmış gibi öyle canlı bahsediyor ki, bu durum yazdıklarına sahte bir bilimsellik (Sözdebilimsellik) havası bile verebiliyor). Bu bilgi Lovecraft hayranları için lüzumsuz kaçmıştır, ama onu benim gibi yeni tanıyanlar için not düştüm! Dil uzmanlarının belirttiğine göre “Ph’nglui mglw’nafh Cthulhu R’lyeh wgah’nagl fhtagn” gibi kendi uydurduğu sözde eski kozmik yaratıkların-Tanrıların- diliyle söylenmiş cümlelerde bile Eski İngilizce’nin ses tekrarlı ritimleri hissedilebiliyormuş. Lovecraft’ın kendine has literatüründe, çok eski zamanlarda uzaydan dünyada gelmiş Tanrı-yaratıklara “Eskiler, Yüce Eskiler vs” adı veriliyor (Türkçedeki “iyi saatte olsunlar” tanımlaması aklıma geldi nedense!). Eserde bunun gibi pek çok türetilmiş şeyle karşılaşıyoruz.

Ben ne bir edebiyatçı, ne profesyonel çevirmen ne de bir dil uzmanıyım. Bu çeviriyi her zamanki gibi amatör bir ruhla yaptım. Uzun zaman ayırarak ve her aşamasında araştırıp kontrol ederek hata yapmamaya çalıştım. Böyle çalışmalar hangi yaşta olursa olsun, insana bilmediği birçok şeyi öğretiyor. Proje benim için yararlı oldu, bilmediğim birçok şey öğrendim.

Sevgili dostum Gürdal Gürak’a emekleri için teşekkür ediyorum. Sadece titiz bir balonlama yapmakla kalmadı, bütün sayfaları tek tek düzenleyip adam etti diyebilirim. Birçok hikayede tekst balonlara değil arka plan resmine yapışıktı, onları teker teker temizleyip Türkçe teksti arka plan üzerine tıpkı orijinalindeki gibi (zaman zaman orijinalinden daha güzel) yapıştırdı, yani bazı hikayelerde neredeyse her panel bir kapak çalışması oldu. Üstüne üstlük bu antoloji ciltleri kısa da değil, iki cilt 230 sayfadan fazla tutuyor. Bu kolay bir iş değil, zaten çok da uzun sürdü. Gürdal Dostum bence, bir profesyonel olmasının da hakkını vererek, harika bir iş çıkarttı.

Sabredip buraya kadar okuduysanız, antolojileri de bir solukta okursunuz tahmin ediyorum.
Saygılarımla.
Nadir Kadıoğlu


Lovecraft’ın kendine özgü dilini yansıtan rastgele seçtiğim örnek balonlar aşağıda:

lovecraft

*               *               *

Sevgili Okur, söyleyeceklerimiz şimdilik bu kadar…
Sayın Nadir Kadıoğlu ve ben, sabrınız için çok teşekkür ediyor,
size iyi okumalar diliyoruz efendim…

.



Linkler:

Lovecraft Antolojisi / The Lovecraft Anthology
2 cilt, Toplam 230 sayfa, 16 çizgi öykü

1) Antoloji 1. cildi bilgisayarınıza indirmek ve CDisplay EX programıyla okumak için BURAYA (63 Mb); indirmeden, internet üzerinden okumak isterseniz BURAYA tıklayınız.

2) Antoloji 2. cildi bilgisayarınıza indirmek ve CDisplay EX programıyla okumak için BURAYA (59 Mb); indirmeden, internet üzerinden okumak isterseniz BURAYA tıklayınız.

3) Lovecraft ile ilgili makaleleri toplu olarak indirmek için BURAYA (0,4 Mb) tıklayınız.

 

.

Yazar hakkında

Halil Gürdal Gürak

1959 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi / Teknik Eğitim Fakültesi / Matbaacılık Bölümü / Reprodüksiyon ana bilim dalı mezunu. Çeşitli tarihlerde Cem Yayınevi, Altan Matbaacılık, Yapı Endüstri Merkezi Yayın Bölümü, NESA Basın-Yayın A.Ş.’de çalıştı ve emekli oldu. Sinema, kitaplar ve çizgi romanlar özel ilgi alanları.

Yorumu formunu geç

  1. lorower

    tüm yazıları okuduktan sonra başlamaya karar verdim. acaba kitapları hangi yayınevinden hangi sırayla okumalıyım? teşekkürler.

    1. Halil Gürdal Gürak

      Merhaba, yanlış anlamadıysam Lovecraft’ın kitaplarını okumaktan söz ediyor ve hangi sırayla okuyacağınızı soruyorsunuz. E-posta adresinize bir link atıyorum, sanırım sorunuzun yanıtı olacaktır. İlginiz için ben teşekkür ederim.

      1. lorower

        evet öyle demek istemiştim. benim elimde şuan call of cthulhu ve mountains of madness var. ikisini bitirsem ve söylediklerinizi okumaya başlasam bi sıkıntı olur mu? bide dijital okumayı pek sevmiyorum da büyük ihtimal amazon veya sahaflardan almaya çalışacağım.

  2. Elon Man

    Mükemmel bir çalışma, emek verenlere teşekkür ederim. Daha çok okura ulaşması için, izin verirseniz Eskikitaplarım forumunda paylaşmak isterim.

    1. Halil Gürdal Gürak

      Yorumunuz için ben teşekkür ederim. Kitabı elbette paylaşabilirsiniz; amacımız da daha çok kişinin esere ulaşması değil mi zaten? Paylaşımınızda “SineRoman” için de bir link verebilirseniz sevinirim. İyi günler dileklerimle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir